Tankercilerin Denizciliği En İyi Biliyor Olması

Denizcilik piyasasında herkes tankercilerin mesleği daha iyi bildiğini sanar. Böyle düşünülmesinde tek etmen tankerlerin CDI, MOC ve PSC'lerle  daha sıkı denetim altında olmasıdır. Bunun en büyük nedeni de taşıdıkları yüklerin tehlikeli ve çevreyi kirletici olmasıdır.
PSC; port state control, geminin yanaştığı liman devleti tarafından denetlenmesidir. Kendi çapında yaptıkları risk faktörü hesaplarına göre tüm gemilere çıkabilirler; kuru yük, dökme, tanker, konteyner farketmez. 
Tankercileri havaya sokan denetimler ise;
CDI; Chemical Distribution Institute, tüm sıvı kimyasal, akaryakıt üreticilerinin oluşturduğu havuz.
MOC; major oil companies, özel sektörün en büyük 6 firmasına verilen isimdir. Bunlar; BP, Shell, Exxon Mobil, Chevron, Conoco Phillips ve Total firmalarıdır.
Tüm bu denetimlerdeki amaç substandart gemileri piyasadan silmek. PSC bunu gemiyi banlayarak (geminin bölge limanlarına girişini yasaklamak), CDI ve MOC'lar ise geminin yük taşımasına engel olarak yapıyor.
Bu denetimler nasıl yapılıyor?
Türk tankerlerinin çoğu kiraya verilerek işletilir. C/P (charter party) anlaşmaları, belli zaman diliminlerinde cdi ya da moc denetim approval'ı şart koşularak imzalanır. Dolayısıyla, armatör uygun olan limanda cdi ya da moc denetimlerini kendisi talep eder. Bu süreçte armatör gemisine denetim tarihi hakkında bilgi verir ve ilgili denetim kurumunun "questionnaire" (soru kitabı)na hazırlanılmasını ister. 
CDI questionnaire' den alıntı
Anlaşılan limanda, sabahın erken saatlerinde ihtiyarın biri elinde bir not defteriyle gemiye gelir. O anda Türk gemicisi lumbar ağzında bekliyorsa ve bu adamcağıza kimlik sormuşsa yırttınız demektir. Yok hiçbir engelle karşılaşmadan kaptan kamarasına çıktıysa sıkı bir denetim sizi bekliyor olacaktır. 
İlk olarak kaptan kamarasında gemi sertifikalarının kontrolünü yapar. Sonrasında köprü üstüne çıkarak seyir aletleri, gmdss aletleri, seyir haritaları ve sefer planının detaylı incelemesini yapar. Köprü üstünden çıkarak yaşam mahalinden kıç üstüne iner. Güverteyi, baş altını ve son olarak makine dairesini gezer. Gözlemlediği eksiklikleri not defterine kaydeder. Raporunu hazırlamak için tekrar kaptan kamarasına geçer. Bulduğu eksikleri içeren bir rapor hazırlar ve kaptana imzalatır. 
Bulunan eksikliklerin sayısı geminizin yaşı ile doğru, armatör / kiracının ticaret hacmi ve gemi personelinin iş ciddiyetle ters orantılı olacaktır. 
Üstte de anlatıldığı gibi süper denizci olan tankerci arkadaşlar, hakkında hiçbir şey bilmedikleri bir sınava girmiyorlar. Sorulacaklar belli, söylenecekler belli. Tankerci arkadaşlardan duyduğumuz kadarıyla; denetim sırasında heyecandan adını bile söyleyemeyenler, tarzanca ingilizce karışık konuşan zabit ve kaptanlar, denetçinin yanında zabit azarlayan kaptanlar, kaptan azarlayan şirket yetkilileri, denetimde bulunan eksikllikler için genç zabitleri hatta gemiciyi bile suçlu ilan edenler, denetçi, 'şunu şöyle yapsak iyi olmaz mı?' dediğinde hemen konuyla ilgili check list hazırlayan denizcilerden bahsediyoruz. 
Draft sörvey desen ortamı terk eden adamlar. Kuru yük piyasasından % 20-30 oranında fazla aldıkları maaşları sağlıklarını kaybederek misliyle ödeyen, $ 50 fazla maaş için şirket değiştiren adamlar bunlar. 
Bunlar mı iyi denizci? 

Suda Boğulmada Nasıl İlk Yardım Yapılır?

Suda boğulma yaz aylarında özellikle deniz kıyısındaki yerleşim yerlerinde çok sık görülen acil durumlar arasında yer alır. Sadece yüzme bilmeyenler değil, değişik nedenlerden dolayı (kramplar, aşırı dalga v.b.) yüzme bilen insanlarda boğulmaya maruz kalabilir.
Boğulmalarda ilkyardımın temel amacı, akciğerlere hava girmesini sağlamaktır. Bunun için ilkyardıma mümkün olduğunca zaman geçirmeden başlanmalıdır.
Boğulan kişiyi sudan çıkarırken ise, kesinlikle ilk tercih olarak suya atlama tercih edilmemelidir.  Öncelikle boğulma açık suda ise kazazedenin yanına güvenle yaklaşabileceğiniz bir araç arayın. Mümkünse ilk olarak can simiti yada buna benzer batmayan malzemeler atın. Eğer bunda başarılı olamazsanız bir ip halat, tahta parçası yada kürek gibi materyaller uzatarak kazazedenin buna tutunmasını sağlayınız ve kendinize doğru çekiniz.
Eğer bunlarda başarısız olursanız ve iyi derece yüzme biliyorsanız suya girebilirsiniz fakat mutlaka üzerinize can yeleği giyiniz yada yanınıza batmayan bir cisim alınız. Daima, kişiye arkasından ve koltuk altlarından tutarak yanaşın ki, size sarılıp, sizi suya doğru çekmesin !! Su içinde kesinlikle kazazedeniz size sarılmasına izin vermeyiniz. Böyle bir durumla karşılaşırsanız hemen kazazededen uzaklaşınız ve müdahale için kişinin bilincini kaybetmesini bekleyiniz.

Boğulmalarda yapılması gerekenler:
Böyle bir durumla karşılaştığınızda ilk olarak profesyonel ekiplerden yardım isteyin, 112 yi arayın.
Boğulmalarda ilkyardımın temel amacı, akciğerlere hava girmesini sağlamaktır.
Kazazede bir kurtarma botuna veya can salına alındığında, eğer giyinik ise suni solunumu zorlaştıracak kuşak, kemer, kravat ve yakası ilikli gömlek gibi giysiler, süratle kişiyi rahatlatacak şekilde çıkarılmalı veya gevşetilmelidir.
Hastaya bilinç kontrolü yapınız.”iyi misin, beni duyuyor musun?” tarzında sorular sorarak bilinci kontrol edin eğer cevap veriyorsa solunumu ve dolaşımı var demektir rahatlayabiliriz.
Cevap vermiyorsa;
Kesinlikle hastanın Akciğerlerindeki suyu boşaltmaya çalışmayınız. Unutmayınız ki bu durumda ağızdan gelecek olan sıvı direkt mideden gelmektedir.
Not:  Suda boğulmalarda, boğulma sırasında nefes borusu girişinin kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğerlere girer. Suda boğulanlarda özellikle soğuk havalarda 20-30 dakika geçse bile yapay solunum ve kalp mesajına başlanmalıdır.
Yapay solunum uygulamak için kazazedenin başı hafif arkaya  doğru eğin ve ağzını açın. Bir el kazazedenin ensesinin altına diğer el ise kazazedenin alnına, işaret ve baş parmaklar burnu kapatacak biçimde yerleştirilir. Yardım eden kişi derin bir soluk aldıktan sonra, dudaklarını kazazedenin dudaklarının üstüne yerleştirir ve soluğunu güçle verir. Kazazede çocuksa soluk verme fazla güçlü olmamalıdır. Soluk verdikten sonra kazazedenin soluk vermesine izin vermek amacıyla ağzı açık tutulur. Bu işlemden hemen sonra yani hava çıkışı sırasında hastanın başını aşırı olmayacak şekilde yana çeviriniz. Bu işlemi 2 defa tekrarlayın.
2 kere solunum verdikten sonra zaman kaybetmeden kalp masajına başlayınız. İki elinizi birbirine üstten kenetleyerek ellerinizi  hastanın göğüs kafesinin tam ortasına gelecek şekilde yerleştiriniz ve göğüs kafesini 4-5 (yetişkinlerde4-5 cm çocuklarda 1-2 cm) cm aşağıya (yaklaşık 30-40 kg bası uygulayacak şekilde) indirecek kadar bastırınız. (hız olarak 2 saniyede 3 defa bastırmak en idealidir). 30 tane kalp masajı yaptıktan sonra 2 defa suni solunum yaptırınız daha sonra ise tekrar 30 kalp masajı 2 sunni solunum olmak üzere, Profesyonel acil yardım ekibi gelene kadar kalp masajı ve suni solunuma devam ediniz.

Kılavuz Kaptan Kimdir?

Kılavuz Kaptan; sığ, akıntılı, dar, derinlikleri iyi tespit edilmemiş boğaz ve liman yaklaşımlarında Gemi Kaptan’ına yardımcı olan deneyimli kaptandır. Zaman içinde, limanın yerel özelliklerinden habersiz manevra yapan gemilerin; oturmaları, çatışmaları ve batmaları sorunlarıyla karşılaşılmıştır. Bunu engellemek için kısıtlı sularda seyreden gemilere kılavuz kaptan alma mecburiyeti getirmiştir.
Kılavuz Kaptan mecburiyeti sayesinde; gemi ve yüklerinin uğrayacakları zararları önlemesi, gemilerin yapacakları kaza sonucu çevreye verebilecekleri zararları önlemesi, deniz trafiğinin güvenlik içinde hızlı ve düzenli akmasını sağlaması, kılavuzlanan yabancı gemilerden alınan ücretlerle, ülke ekonomisine katkıda bulunması, kılavuzlama yoluyla ülkenin belirli deniz alanlarında kontrolü elinde tutması, ekonomik, siyasal ve egemenlik durumunu kuvvetlendirmesi amaçlanmıştır.
İsteğe Bağlı ve Zorunlu Kılavuzluk olmak üzere 2 çeşit kılavuzluk vardır. Zorunlu Kılavuzluk kendi içinde; Kılavuz Kaptan Alma Zorunluluğu ve Yönetimi Kılavuz Kaptana Bırakma Zorunluluğu olarak 2’ye ayrılır.

Örnek; İtalya’dan Rusya’ya gidecek bir gemi için Boğaz geçişlerinde Kılavuz Kaptan alma isteğe bağlıdır. Sadece büyük firmalar, şirket politikası gereği isteğe bağlı kılavuzluk hizmeti alır. Ama Rusya’dan Kalkıp Marmara içinde bir limana gidecek gemi İstanbul Boğazında mecburi olarak Kılavuz Kaptan alır. Bunun dışında limana yanaşacak çoğu gemiler Kılavuz Kaptan alma ve gemi boyu/liman kurallarına göre belli sayıda romorkör kullanmak zorundadır. Türkiye ve dünya genelinde Yönetimi Kılavuz Kaptana bırakma zorunluluğu tipinde kılavuzluk yoktur. Dünyada sadece Panama Kanalı’nda bu tür kılavuzluk vardır ve kılavuz kaptan’ın kaprisi çekilebilirdir, çünkü oluşacak kazadan tümüyle sorumludur. Kanala giren gemiler sigortalanır.
Gemiler, SOLAS / 5. Bölüm / Kural.23’e göre Kılavuz Kaptan’ın gemiye çıkmasını/inmesini sağlayacak pilot çarmıhını hazırlamakla ve yine bu kuralda anlatılan Kılavuz karşılama prosedürlerini uygulamakla yükümlüdür. 

Üstteki bilgiler ışığında kılavuz Kaptan-gemi arası yaşanan sorunları paylaşmak isterim:
Kılavuz alma pozisyonundan 1-2 saat önce gemi-kılavuz istasyonu iletişimi başlar. Kılavuzluk hizmetinin varışta uygun olup olmadığı, varışta uygunsa kılavuz çarmıhının geminin hangi bordasından, sudan kaç metre yukarıda olacağı bilgileri paylaşılır. Sorunlar daha burada kendini göstermeye başlar. Kılavuz istasyonu, gemiyi dur deyince duran, git deyince giden bir taksi gibi görür; Tam yolla haldur huldur girişe kadar çağırdığı gemiye, kılavuz mevkisine 3-5 dakika kala onlarca geminin içinde dur demesi gibi. Gemilerin dümeninin dinlemesi için bir miktar sürate ihtiyaç duyar; geminin dümen tipine göre değişmekle birlikte en az 3-4 knot’tır. Dur denilen gemi makinelerini stop edeceğinden geminin kumandasını da kaybeder.
Buna ek olarak kılavuzların gemiye haritada işaret edilmiş mevkilerde çıkmaması sorunu var. Bu mevkiler giriş ve ıskarça bölgelere belli bir emniyet payı vererek belirlenmiştir. Maalesef Türkiye, Afrika ve Uzak Doğu limanlarında bu kurala uyulmamaktadır ve geminin bölgeye girişinden sonra gemiye çıkılmaktadır. Buradaki sorunsa, kılavuz kaptanın gemiye çıkabilmesi için süratin 5-7 knot’a indirilmesi gerekmektedir. Bu da, ıskarça bölgelerde üstte anlatılan nedenden geminin kontrolünü zayıflatıp istenmeyen kazalara sebep oluyor. Yine Kılavuz almak için yavaşlamış gemiye, hazırlanmış çarmıha düz değil, plastik adımlar eğri diyerek emniyetli bulmadığı için çıkmak istemeyen kılavuzlar tehlikeye sebep olmaktadır. Ki çarmıhı bu hale getiren yine kılavuz botudur. Gemiye yanaşırken hazırlanan çarmıhı kollamadan yanaşıp çarmıhı ezerler. Kılavuzların gemiye çıkmasında karşılaşılan büyük sorunlardan birisi de tecrübe hikayesinden beslenen yaşlı ve atletik olmayan kılavuz kaptanlardır. Kılavuz Kaptan kadrosunun daha genç ve dinamik denizcilerden oluşması herkesin yararınadır. Avrupa ve Amerika’da kılavuz Kaptan yaş ortalaması ülkemize oranla oldukça düşüktür.
Gemiye çıkan kılavuz kaptanı vardiya zabiti karşılar ve köprü üssüne çıkarır. Bu andan itibaren, gemide misafir olduğunu unutup bir kaza yapması durumunda hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen kaprisleri başlar. Serdümen beğenmeme, görevi boğaz geçişi sırasında hep ayakta olup geminin yönlendirilmesine yardım etmek olmasına rağmen süvari koltuğuna oturup ayaklarını uzatmalar, zabit azarlamak...
Onları bu tavırlarında haklı kılan, karşılaştıkları kötü durumlar olabilir. Ama bu, onlara her gemiye böyle kaba yaklaşma hakkı vermez. Gemide misafir olduklarını unutmayıp, nezaket kurallarına itibar etmeleri gerekir.

Yüzmenin yararları nelerdir?

Yüzme sporu beden gelişiminin temel sporlarından biridir. Tüm vücut kaslarının kullanıldığı sporlardandır. Su direncine karşı yapılan bir spor olması nedeniyle kas kuvvetine ve genel dirence önemli katkılarda bulunmaktadır.
Spor belli bir yaşam disiplini verir. Bu yaşam disiplinini en iyi sağlayan sporlardan biri yüzme sporudur. Erken yaşlarda başlama olanağı olan birkaç spordan biri olması ve insan doğasına uygunluğu nedeniyle yüzme sporu bu disiplini sağlar. İnsan doğasının en kolay uyum sağladığı spor dalı olması çok ileri yaşlara kadar uygulanabilecek spor olmasını sağlar. Yürümek kadar doğal ve kolay bir spordur.
Sporda saldırganlığı azaltan ve yarış ortamında çok çalışanın başarılı olması doğasını kabul ettiren bir spordur. Çalışmayan başarılı olamaz ve daha çok çalışanın başarısını alkışlamak gerekir. Ondan daha başarılı olmak için ondan daha fazla alışmak gerekliliğini kabul etmek gerekir. Birey olarak kendine güveni ve başarabileceklerini önceden görmeyi sağlar.
Düzenli çalışmalar yüzme sporunda nerelere gelinebileceğini ve kişinin sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini ortaya koyar.
Başarılı olmak onu korumayı ve daha çok çalışmayı, başarısız olmak ise yapılan hataları gözden geçirip ders alarak eksiklikleri gidermeyi ve yeniden çalışmayı gerektirir. Yüzme sporu bu yaşam anlayışının en iyi yaşandığı ortamdır.
Bağışıklık sistemini uyarması ve metabolizmanın düzenli çalışmasını sağlaması kişileri hastalıklardan korumaya yönelik önemli katkılar sağlar. Kuzey ülkelerinde yaşayanlar soğuk ortamlarda dirençlerini arttırmak için soğuk sulara girmek alışkanlığı kazanmışlardır. Bu davranış onların dolaşım sistemlerinde de düzenleyici etkiler yapmaktadır. Damar hastalıklarını görülme sıklığını azaltır.
Spor amaçlı yüzme sporu ile uğraşmak için haftada iki ya da üç gün yüzme sporuna bir saat zaman ayırmak yeterlidir. Bu süre karada yapılacak çalışma öncesi gerdirme egzersizleri ile geliştirilebilir. Yüzme sporunda belli bir mesafenin yüzülmesi hedeflenerek çalışmalara başlanmalı ancak nefes alış veriş tekniği ve yüzme sitillerinin buna uyumu için eğitim alınmalıdır. Temel yüzme eğitimi almayan kişilerin yüzme mesafesi uzadıkça yorulmaları daha çabuk olacaktır. Su ile uyum içinde yapılan bir yüzme sporu hem ruhsal dinginlik hem de beden gelişimi sağlayacaktır. Su direncine karşı yanlış hareketler ise kişinin çabuk yorulmasına ve bu spora fazla devam edememesine neden olacaktır.
Yüzme sporu bu sporla aktif uğraşanlar kadar sağlık için spor anlayışıyla çalışanlarında düzenli ve sürekli uygulamasına gerek duyan bir spordur. Öğrenmenin yaşı yoktur. İnsan doğası suda batmamayı ve hareket edebilmeyi bilir. Bisiklete binmek gibi dengeye dayanan bir davranıştır. Çalışmalarla geliştirilir, doğru hareketlerin yapılması ile hız ve direnç kazanılır. Korku sadece yaşanan deneyimlerden kaynaklanır ve doğru hareketlerin öğrenilmesi ile kolayca üstesinden gelinir.
Suda terleme olmasına karşın su ortamında vücuttan uzaklaşması kolaydır. Yüzme sporu yapılan ortamın genel temizlik kurallarına dikkat edilirse en temiz spor olma özelliği taşır. Çamur, toz ve vücut kirleri bu spor için var olmayan kavramlardır. Bir bone ile saçların toplanması ve suya dökülmesinin önlenmesi, suya girmeden önce duş alınarak deri üstünde var olan deri döküntülerinin uzaklaştırılması kullanılan ortamın temizliğine katkı sağlayacaktır.
Yüzme sporu çok küçük yaşlarda başlanabilen ve çok ileri yaşlara kadar sürdürülebilen, sağlıklı zamanlarda yapılabildiği gibi sakatlık iyileşmelerine de katkısı olabilen, engelli insanların kolaylıkla yapabileceği bir temel spordur. Sağlık ve spor kavramlarının yan yana olduğu tek spordur.
Yüzmenin Faydaları
Kalp-dolaşım sistemi üzerine etkileri :
Antrenmanlar ile kalbin dakika volümünü arttırmak mümkündür. Bu artışın gerçekleşmesi maximal ve submaximal yapılan yüklenmelerle mümkündür. Yapılan araştırmalar kalbin dakika volümünü arttıran en iyi yolun submaximal (%70 ve altı) yüklenmeler olduğunu ortaya koymuştur. Kalbin dakika volümünün artması, dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması bakımından çok önemlidir. Bu sebeple orta ve uzun mesafe yüzücülerin bu özelliğini geliştirmeleri önemlidir.
Bilindiği gibi, kalbin dakika volümünün artması, öncelikle atım volümünün (her atımda pompalanan kan miktarı) ve de kalp atım sayısının artırılması ile olanaklıdır. Su içindeki yatay pozisyon, kalbin atım volümünün ayakta duruşa oranla daha iyi olmasını sağlar. Çünkü, bu pozisyonda, kalbin kan ile doluşu daha iyi olur. Su içinde, suyun kaldırma kuvveti yerçekimine karşı koyar. Bu konumda kalp, kanı yer çekimine karşı atmak zorunluluğunda kalmaz. Ayrıca, suyun kaldırma kuvvetinin yer çekimini karşılanması ve suyun alt ekstremitelere uyguladığı hidrostatik basınç, havada dik durumda iken karşılaşılan "Kanın alt ekstremitelerde toplanma eğilimini" elemine eder.
Diğer taraftan, su içinde kalp, ısı düzenlemesine yardım amacıyla deriye fazla kan göndermek zorunda kalmaz. Bu kan çalışan kaslara aktarılır.
Özetlersek, yüzücülerdeki dolaşım diğer spor dallarındaki sporculara oranla farklılıklar gösterir. Bu durum, su içindeki vücudun yatay pozisyonda olmasına bağlıdır. Bu pozisyonda kalp kan ile tamamen dolar ve sonuçta kalbin tek bir kasılışında daha fazla kan vücuda pompalanır.
 Yüzmenin solunum sistemleri üzerine etkileri :
Temel görevi, kana oksijen vermek ve kandaki karbondioksiti almak olan solunum sistemi, ağızdan ve burun dan başlayarak akciğerde sonlanır. Ağızdan ve burundan alınan hava "trakea" adı verilen ve havanın iletilmesini sağlayan boru yoluyla akciğerlere gelir. Akciğerlere gelen ve akciğerlerin yapısında bulunan "alvoel"lere (hava kesecikleri) yerleşe havada % 14-15 oksijen ve % 4.9-6.9 oranında karbondioksit vardır. Çevresi kılcal damarlarla sıkı bir şekilde çevrilmiş ola alveollerle kılcal damarlar arasında gaz alış verişi olur. Gaz değişimi difüzyonla meydana gelir. Örneğin, vennler (toplar damar) içinde akciğerlere gelen karbondioksitten zengin kan, akciğer yapısındaki alveol keselerine geçerken burada bulunan oksijen de kana geçer.
Eritrosit içinde dokulara gelen oksijen il bağlanmış hemoglobin molekülü, oksijenini aktif dokulara verir. Bu alışveriş ise aşağıdaki şekilde belirtilmiştir. Antrenmanlar sırasında organizmanın oksijen gereksinimi artar. Bu artışa paralel olarak, bu gereksinimi karşılayacak dolaşım ve solunum sistemlerinin de bu duruma fizyolojik bir uyum göstermesi gerekir. Dokuların oksijene olan gereksinimi arttıkça, solunum sisteminin organizmaya soktuğu oksijen miktarı ve bu oksijeni dokulara taşıyacak olan dolaşım sisteminin faaliyeti artar.
Yüzmenin Sinir sistemi üzerine etkileri :
Yüzme tüm vücudumuzu hareket ettirebildiğimiz bir spor olduğu için sinir sistemine etki yapan en önemli spor dallarından biridir. Suyla ilgili tüm çalışmalarda, sinir sitemimizdeki etkiler duyu organlarımızın devreye girmesiyle gerçekleşmektedir. Burada duyu organlarımız ve sinir sistemimiz bir bütünlük içersinde çalışmaktadır. Kısacası tüm yaşantımızda sinir sistemimizle, duyu organlarımız iç içe çalışmakta olduğunu herkes bilmektedir.
Su içersinde yaptığınız her çalışmada suyla ilgili ayrı bir rehavet ve canlılık hissetmeniz; sinir sisteminizi rahatladığını gösterir.
Yıkanırken olan rahatlama duygusu veya yüzerken egzersiz sonrası canlılığımızı Sinir sistemimizin dinlenmesi sonucu ortaya çıkan unsurlardır. Yüzme ortamının iyi olması, eğitmeninizin kalitesi ve ortamdaki mutluluğunuz da diğer faktörler olarak Sinir sisteminizin dinlenmesine yardımcı unsurlardır.
Yüzme sonrası görülen rahatlamalarda insanlarda aşağıda sıraladığımız davranışların geliştiği bilinmektedir;
- Kişinin kendine güveni artar,
- Korkusu yok olur,
- Yapacağı bir işe adaptasyonu daha kolaydır ve dikkati zor dağılır,
- Zor bir spor olan yüzme branşı, kişileri daha disipline eder, daha programlıdırlar,
- Yüzme sporunu yapan kişiler normal yaşantılarında daha aktiftirler ve başarılıdırlar,
- Toplumda İyi ve güvenilir bireylerdir.

Kız Kulesi Efsanesi Doğru Mu?

İstanbul denilince hele hele Üsküdar'dan bahsedilince herkesin aklına gelen resmin olmazsa olmaz parçalarından biridir Kız Kulesi. Manzarası ve güzelliği kadar efsaneleri ile de ünlüdür. En bilinen efsane ise kızını bir yılanın sokmasına engel olmak isteyen kral tarafından Marmara Denizi'ne inşaa ettirildiğidir. Peki bu iddia doğru mu?
İki farklı medeniyetin de simgesi olan Kız Kulesi'nin mimari yapılanma süreci milattan önce 341 yılına kadar dayanır. O dönemlerde Kız kulesi boğazın bir çıkıntısıdır.
Milattan sonra 1110 yılında yani Bizans döneminde İmparator Manuel Commenos boğazdan geçen gemilerden vergi almak için kara parçası olan Kız Kulesi'ni küçük bir gümrük istasyonu haline getirir.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra Kız Kulesi değişime uğrar. İçerisine toplar döşenen tarihi yapı, kale görünümüne bürünür.
1836 yılında İstanbul'da yaşanan ve 30 bin insanın hayatını kaybettiği veba salgını sırasında Kız Kulesi bir karantina adası olarak kullanıldı.
Kule bugünkü şekline ise 2. Mahmut döneminde yapılan çalışmalarla geldi.
Kız Kulesi en son 1995 yılında restore edilerek yeniden kullanılır hale getirildi.
Yani, Kız Kulesi'nin kızını bir yılanın sokmasına engel olmak isteyen kral tarafından Marmara Denizi'ne inşaa ettirildiği efsaneden başka birşey değildir.